• Phone: +90 (0) 531 031 8419
  • Email: mail@yilmazduzen.com

Genç Tercümanlar Çalıştayı,
22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Yılmaz Düzen’s talk as a panelist at the Genç Tercümanlar Çalıştayı (Young Interpreters and Translators’ Workshop), given in November 2014 in Ankara, at the invitation of the Ministry of Youth and Sports.

Bir örnekle başlamak istiyorum; 1989 yılında çok ünlü bir böbrek davası vardı İngiltere’de. Belki duymuşsunuzdur ‘Kidneys for sale’ (satılık böbrek) davası. Bu davadaki Türkçe tercüman bir gün böbrek (kidney) kelimesini, karaciğer (liver) olarak tercüme etti. Bahsettiğim dava dört buçuk aydır devam etmekteydi ve artık avukatlar bile öğrenmişti böbrek kelimesinin ‘kidney’ olarak tercüme edildiğini. Yanlış çeviri avukatları ayağa kaldırdı ve çevirmenin işine anında son verildi. Mahkeme çevirmeninin birinci görevi aslına uygun ve doğru çeviri yapmaktır.

Ben kendimi Osmanlı İmparatorluğundaki dragomanlara benzetiyorum. Malumunuz, Osmanlı İmparatorluğunda çocuklar 9 yaşında annelerinden babalarından alınıyordu ve devlet tercümanlığı için yetiştiriliyorlardı. Ben bir işçi ailesi çocuğu olarak 9 yaşında İngiltere’ye gittim. İngilizceyi 7 ayda öğrendim ve 10 yaşından bu yana tercümanlık yapmaktayım. İngiltere, bir zamanlar üzerinde güneş batmayan bir cihan imparatorluğu olarak, dünyanın dört bir tarafından göç almış bir ülkedir, özellikle eski müstemlekelerinden. İngiltere’de hali hazırda 400’den fazla dil konuşulmaktadır. İngiltere, mahkeme çevirmenliğine 1980’li yıllarda önem vermeye başlamıştır. 1991 yılında, Urdu dili konuşan Pakistanlı bir kadın kendisini sürekli döven kocasını nefsi müdafaa yaparken öldürmüştü. Ancak mahkemede bu kadının yaptığı savunma hiçbir zaman kendisine atfedilen Punjabi dili konuşan çevirmen tarafından doğru bir şekilde tercüme edilmemişti. Bunun sonunda Pakistanlı kadın suçlu bulunup hüküm giymişti. Ancak, yıllar sonra yapılan temyiz sonucunda, sanık ile çevirmenin aynı dilleri konuşmadıkları saptanmıştı. Ne var ki bu gerçek ortaya çıktığında artık çok geç kalınmıştı; çünkü yanlış yere mahkûm edilen kadın hapishanede çektiği acılara daha fazla dayanamayıp intihar etmişti.

Yılmaz Düzen’s talk as a panelist at the Genç Tercümanlar Çalıştayı (Young Interpreters and Translators’ Workshop), given in November 2014 in Ankara, at the invitation of the Ministry of Youth and Sports.

Bu üzücü olay çeşitli araştırmaları, tartışmaları tetiklemişti çünkü adeta bütün ülke ayağa kalkmıştı. En sonunda İngiliz hükümeti, mahkeme çevirmenliği konusunda mutlak reformların yapılması gerektiğine karar verdi. Birkaç yıl sonra, 1994 yılında, İngiltere’de National Register of Public Service Interpreters (NRPSI) (Ulusal Kamu Hizmetleri Tercümanları Derneği) isimli meslek odası kuruldu. İngiltere’de dört ayrı meslek odası bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla: Institute of Linguists, 1910 yılında kurulmuştur; Association of Police and Court Interpreters (APCI), 1974 yılında kurulmuştur; Institute of Translation and Interpreting (ITI), 1986 yılında kurulmuştur ve en son 1994 yılında kurulan NRPSI’dır. NRPSI’ya üye olmak için Diploma in Public Service Interpreting – Law Option (Kamu Hizmetleri Tercümanlığı Hukuk Opsiyonu) kursunu bitirmek ve DPSI kamu hizmetleri tercümanlığı sınavını başarıyla vermek gerekiyor. Ancak ve ancak DPSI’daki yedi ayrı sınavı; İngilizceden Türkçeye simultane çeviri, Türkçeden İngilizceye simultane çeviri, Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye, her iki yönde ardıl çeviri, ‘Sight Translation’ şifahen çeviri ve en sonunda Türkçeden İngilizceye ve İngilizceden Türkçeye yazılı çevirilerde başarı göstermek suretiyle NRPSI’ya üye olunabiliyor. Bu sınavı geçmek kapsamlı dil becerileri ve yetenek gerektirmektedir. İngiltere’de DPSI sınavını geçip NRPSI üyesi olduktan sonra tercümanlara büyük fırsatlar açılmaktadır. NRPSI tercümanları her türlü daire ve devlet mercilerinde çalışmaktadır. Örneğin; Gümrük Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Tahkim mahkemeleri, güvenlik komisyonu, avukat büroları, hapishaneler, dolandırıcılık soruşturmaları, hastaneler, klinikler, hukuki hizmetler komisyonu, savcılar, polis, mahkeme ve daha nice yerler. İngiltere’de tercüman olmak gerçekten güzel bir şey. İngiltere’de bu tercümanlar ‘polis ve mahkeme tercümanı’ (Police and Court interpreter) olarak tanınırlar. İngiltere’de tercümanların hizmetlerine çok büyük bir rağbet bulunmaktadır. Tercümanlar sabahtan akşama kadar, hatta ve hatta geceleri bile çalışabilmekteler. Örneğin, ben daha genç yıllarımda gecenin tüm saatlerinde çalışırdım: gecenin birinde, ikisinde, üçünde... Örneğin adamın biri karısını dövmüş, tutuklanmış, karakola getirilmiş, alo Yılmaz Bey gelebilir misiniz? Adam içkili araba kullanırken polis tarafından durdurulmuş, karakola getirilmiş, alkol testi yapılacak, alo Yılmaz Bey, içkili araba kullanan birisi için şu şu karakola gelebilir misiniz?’ Sabahın 05.30’u... Adamın biri kavga etmiş, alo Yılmaz Bey, bir darp olayı için şu şu şu karakola gelebilir misiniz?’ İşlerin çok yoğun olduğu bazı dönemlerde, tercümanın kendisi karar verir ne zaman dinlenmesi gerektiğine. Örneğin 1994 yılında sıcak bir yazın ortasında 6 resmi Scotland Yard tercümanından 4’ü tatile çıkmıştı ve 16 milyon nufüsa sahip Londra’da sadece iki resmi Türkçe tercüman kalmıştık. Hatta bir günde 22 saat boyunca sürekli çalıştığımı halen unutamıyorum.

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Şimdi ben size İngiltere’de bir polis ve mahkeme tercümanının çalışma şeklini anlatacağım. Söylediğim gibi resmi tercümanlar sayısız yerlerde ve çok çeşitli mekânlarda çalışırlar. Örneğin karakoldan bir telefon gelir, tercüman çağırılır. Tercüman karakola intikal eder ve orada tutuklu bulunan kişiye okunan haklarını çevirir. Şüpheli şahıs, avukat isterse avukatın gelmesi beklenir. Avukat gelince adli istişare yapılır. Ondan sonra tutuklu şahıs, avukatın eşliğinde ve tercümanın da hazır bulunduğu bir odada sorguya çekilir. Resmi tercüman konuşulanları kelimesi kelimesine taraflara tercüme eder. Türkiye’de de aynı mıdır bilmiyorum ama İngiltere’de her şey görsel ve işitsel olarak kaydedilir ve bu kayıtlar daha sonra, mahkemede kanıt olarak kullanılır.

Bir de şunu belirtmek isterim ki, İngiltere’de mahkemede tercümana yemin yaptırıldığında, yemin içerisinde ‘explanation make’ sözcükleri yer alır. Yani gerekli olduğu durumlarda açıklamada bulunacağımıza dair yemin ederiz. Neden? Çünkü dil ve kültür birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. Dolayısıyla bazı kelimeler kültürden kopuk olarak düzgün çevrilse bile erek kültürde hiçbir anlam taşımaz. İşte o noktada, tercüman devreye girer ve kullanılan kelimelerin arkasındaki anlamı Türk kültürü ve gelenekleri ışığında aktarır. Türkçe dilinde bunun birçok örneğine rastlarız; bazen kötü söz veya niyetlerin sadece ilk iki kelimesi anılır ve gerisi zaten Türk dili ve kültürü içerisinde anlaşılır. Ancak takdir edersiniz ki, mahkeme çevirmenliğinde sadece kelimeleri çevirmek hiçbir anlam taşımayabilir. Bu nedenle mahkeme çevirmeni ‘explanation make’ yapar.

Polis ve mahkeme tercümanı olmak beraberinde büyük bir sorumluluk getirir. İyi bir polis ve mahkeme tercümanı olmak için ülkenin adli sistemini çok iyi bilmek gerekiyor. Adli sistemi ne kadar iyi bilirseniz o kadar daha iyi tercüman olursunuz. Şunu da vurgulamak isterim ki, tercüman olarak kalifiye olduğunuz andan itibaren sadece merdivenin birinci basamağına basmış olursunuz. Yani kalifiye olduğunuz andan itibaren sadece birinci basamaktasınız. Zirveye çıkmak isteyen bir mahkeme tercümanı sürekli olarak kendisini geliştirmek zorundadır. Mahkeme tercümanlığı son derece engin bir alandır. Ne kadar farklı hukuk alanları olduğunu düşünün: ceza hukuku, medeni hukuk, özel hukuk, uluslararası hukuk, aile hukuku, deniz hukuku, borçlar hukuku... onlarca hukuk alanı var ve bunların her birinin farklı terminolojisi var. Bir tercüman kalifiye olduktan sonra, bu sadece onun mahkeme tercümanlığı yapabileceğine işaret eder. Oysa ki, nitelikli bir tercüman her zaman yüksekleri hedeflemelidir, zirveye ulaşmak için canla başla her gün, her hafta, her ay ve her zaman çalışmalıdır. İngiltere’deki tercümanlar yılda minimum beş gününü CPD’ye (Continuous Professional Development) devamlı profesyonel gelişime ayırmak zorundadır. Muhakkak ki, ciddi tercümanlar yılda beş günden çok daha fazlasını ayırırlar profesyonel gelişmeye. Örneğin ben yılda en az 12 günümü profesyonel gelişmeye ayırıyorum. Ne kadar iyi tercüman olursak olalım sürekli olarak daha yüksekleri hedeflememiz gerektiğine inanıyorum. Her zaman işinizi daha iyi yapmaya çalışmanızı tavsiye ederim. İngiltere’de sözünü ettiğim ITI, CIOL, APCI ve NRPSI isimli meslek odaları düzenli olarak tercümanlara yönelik kurslar düzenliyor. Tercümanlık sadece mahkeme tercümanlığı ile sınırlı değildir. Tercümanlık yaşamımızdaki tüm alanları kapsar. Dünyada çok farklı tercümanlık alanları bulunmaktadır: mahkeme tercümanlığı, konferans tercümanlığı, iş ve ticaret tercümanlığı, gazetecilik tercümanlığı, afet tercümanlığı, turizm tercümanlığı, tıp tercümanlığı - saymakla bitmez ve bütün bu alanların kendine özgü, özel terminolojisi bulunduğunu da unutmayalım. Benim profesyonel kanaatime göre: tercüman olarak mezun olduğumuz gün aslında yolun başlangıcındayız. Yani tercüman olarak üniversiteden mezun olduğumuz gün bizim için bir yolun sonu değil, başlangıcıdır.

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Hatırlarsınız ki, çok farklı çeviri alanları olduğunu belirtmiştim. Örneğin konferans çevirmenliğiyle mahkeme çevirmenliği arasında çok büyük bir fark bulunmaktadır. Simultane çeviride tercüman anlama odaklanır. O anlamı aktarmak için tercüman, tamamen farklı kelimeler kullanabilir, farklı cümleler kurabilir, önemli olan anlamı aktarmaktır. Oysa ki mahkeme çevirmenliğinde konuşanın ağzından hangi kelimeler çıkıyorsa hepsi birebir çevirilir. Az evvel birisi sordu; küfür edilirse, aynen mi çevirilir diye. Evet, kesinlikle küfürler bile birebir çevirilir. Mahkeme çevirmenliğinin vazgeçilmez kuralıdır bu. Aslında bu konuda birkaç örnek vermeyi çok isterdim ama böyle bir organizasyonda bunları dillendirmenin yanlış olacağını düşünüyorum.

Az evvel size zirveden söz etmiştim. Bir mahkeme çevirmeninin ulaşabileceği zirve, bence uluslar arası tahkim mahkemelerinde tercümanlık yapmaktır. Tahkim mahkemelerinin verdiği kararlar bağlayıcı olup, kararların değeri genellikle milyon dolarlarla ölçülmektedir. Oradaki çeviriler bu nedenle son derece önemlidir. Zira bir kelimenin bile yanlış çevirisi davanın gidişatını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, tahkim mahkemeleri dünyadaki en iyi sözlü ve yazılı çevirmenleri ile çalışır. Tabii ki o noktaya gelmemiz için, kendimizi çok iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Birçok alanda çalışmış, deneyim sahibi olmuş, geniş ve kapsamlı bir terminolojiye sahip, yetkin bir tercüman olmamız gerekiyor. Elbette bu tür bir uzmanlığa 20 yaşlarında ulaşmamız mümkün değildir, hatta 30 yaşlarında bile sakıncalı olabilir. Benim size tavsiyem kifayetsiz ve hazır olmadığınız alanlarda asla çevirmenlik yapmayınız.

Profesyonel çevirmen olarak, aslına uygun çeviri yapmak, tarafsız ve bağımsız kalmak, doğru ve dürüst olmak çok önemlidir zira her şeyde olduğu gibi, güven tesis etmek mesleğimizin olmazsa olmazıdır.

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara

Ben şahsen Avrupa tahkim mahkemelerindeki ücretler, koşullar ve çalışmalar ile ilgili Türkiye’de bir farkındalığın olmadığını düşünüyorum. Örneğin Avrupa’da tahkim mahkemesinde çeviri ücretleri 750 sterlin civarındadır. Bu ücret günde 3000 TL’ye tekabül ediyor. Oysaki bunu bilmeyen Türkiye’deki tercümanlar, 500 TL gibi düşük ücretler karşılığında oralarda çalışmaya gidiyorlar. Bu da çok üzücü maalesef, çünkü bilinçsiz, bu alandaki eğitimsiz ve deneyimsiz çevirmenler mesleğin düzenini, fiyat beklentilerini ve genel teamülleri altüst ediyorlar. Profesyonel çeviri fiyatları konusundan bihaber oldukları gibi daha dehşet verici gerçek şu ki, çeviri yapmaya gittikleri davanın değerinin milyon dolarlarla ölçülüyor olmasıdır. İşte bunun içindir ki, gerekli bilgi ve donanıma sahip olmadan çevirmenler kesinlikle kendilerini aşan davalara katılmamalıdır. Katıldıkları takdirde de hak ettikleri ücreti talep etmelidirler ve mesleki ahlak gereği birbirlerinin fiyatını kırmaya çalışmamalıdırlar. Ve her şeyden önemlisi, Türkiye’deki tercümanlar birbirlerine kenetlenmeli ve birbirlerini desteklemelidirler.

Sizler geleceğin tercümanlarısınız. Benim size tavsiyem her zaman için işinizi görev bilinciyle yapmanız, doğru ve dürüst bir şekilde çalışmanız ve görevinizi her zaman başta mesleğinize sonra kendinize olan saygıyla ifa etmenizdir. İnsanlar ve kültürler arasında köprü görevi yapan tercümanlar; dünya barışına önemli katkıda bulunurlar, küresel ticareti arttırmakta kilit rol oynarlar, tıpta insan sağlığına öncülük ederler, çok kültürlü ve dilli ülkelerde tercümanlar adalet sisteminin olmazsa olmazlarıdır. Tercümanlar, yeryüzündeki her alan ve faaliyette varlıklarını hissettirirler. Bizim mesleğimiz son derece onurlu bir meslek dalıdır. Kendinizi sonsuza kadar geliştirin. Hepinize başarılar diliyorum.

Genç Tercümanlar Çalıştayı, 22 Kasım 2014; Sheraton Hotel - Ankara
Prev Next
scroll to bottom